Akşehir Kültür Sağlık Eğitim Vakfı / Aksev.Org.tr / AksehirEvi.Com.Tr
Kurumsal
GICILI BAHÇEMİZ HİZMETE AÇILMIŞTIR TÜM DOSTLARIMIZI BEKLERİZ
Gıcılı Bahçe'nin açılışına siz dostlarımızı bekliyoruz.30 Kasım 2013 Cumartesi Saat:13.00 Hasan Muallim Evi Akşehir Evi Yanı
Aksevi Tanıyormusunuz?
Evet
%79,28
Hayır
%13,61
Duymadım
%4,62
Okudum
%2,50
     Akşehir’de seksenli yılların sonudur. Bir grup Akşehirli genç, çocukluk hayallerini hayata geçirmeye karar verirler. Önce amatör bir heyecanla 1987 yılında 2000YESOD çıkar sahneye. Yani “2000 Yılında Ev Sahibi Olmayı Düşünenler”. Batı Trakyalı bir Türk olan Turhan Emin’den Ordulu Kani Arslan’a kadar Akşehirli olmayan kimi gençler de “Orada bir şehir var uzakta, O şehir bizim şehrimizdir.” diyerek gruba katılırlar. Sayıları onaltıya ulaşmıştır. Aylık mütevazı aidatların toplamı arttıkça heyecan da artar. İşte tam o yıllarda mimar Cengiz Bektaş, Akşehir Evleri’ni incelemek için geldiğinde görürler ki; düşler ertelenmeden eski bir Akşehir evi satın alınarak işe başlanabilir. Harıl harıl Akşehir’in eski sokaklarında satılık ev aranır. Elde avuçtaki toplanır, yetmeyeni borç alınır. Ve nihayet Makedonya göçmeni bir kereste tüccarı tarafından 1894 yılında yaptırılan şimdiki Akşehir Evi 1991 yılında satın alınır.
     İşin en başında Akşehirlilerle evde toplantılar yapılır. Akşehirli ustalarla oturulur konuşulur; unutulanlar hatırlanır, bilinmeyenler öğrenilir. Çoğu usta ya piyasanın çok altında ya da para bile almadan çalışır. Bir türkü yakarcasına “ Akşehir Evi” bütün bir şehrin oluvermiştir. 16 kişinin maddi, manevi özverisine yüzlerce Akşehirlinin müthiş coşkusu eklenmiştir. Hele o hafızalardan hiç çıkmayan 1994 yılının 11 Haziran günü.. İzdihama varan kalabalığın huzurunda 16 genç insan; Akşehir Evi’ni, analarının ak sütü gibi Akşehir’e helal ettiklerini söylerler
Ev açıldıktan sonra günler, geceler boyu binlerce ziyaretçinin akınına uğrar. Akşehirliler çatı aralarından çıkardıkları eşyaları da mübareke niyetine getirirler. Akşehir Evi, ücret ödemeden girebildikleri, içtikleri çayın kahvenin karşılığında gönüllerinden ne koparsa Nasreddin Hoca’nın doğuran kazanına attıkları bir sivil müze olmuştur.
 
Sayfa 1 - 2