BİZİ TAKİP EDİN

DUYURULAR

TÜMÜ

YENİ YIL

Yeni Yıl[...]

31-12-2015

WEB SAYFASI

Yenilen web sayfamız yayında[...]

15-12-2015

BİR MARKA ÖYKÜSÜ

BİR MARKA ÖYKÜSÜ

 BİR EVDEN AKSEV'E
    Akşehir’de seksenli yılların sonudur. Bir grup Akşehirli genç, çocukluk hayallerini hayata geçirmeye karar verirler. Önce amatör bir heyecanla 1987 yılında 2000YESOD çıkar sahneye. Yani “2000 Yılında Ev Sahibi Olmayı Düşünenler”. Batı Trakyalı bir Türk olan Turhan Emin’den Ordulu Kani Arslan’a kadar Akşehirli olmayan kimi gençler de “Orada bir şehir var uzakta, O şehir bizim şehrimizdir.” diyerek gruba katılırlar. Sayıları onaltıya ulaşmıştır. Aylık mütevazı aidatların toplamı arttıkça heyecan da artar. İşte tam o yıllarda mimar Cengiz Bektaş, Akşehir Evleri’ni incelemek için geldiğinde görürler ki; düşler ertelenmeden eski bir Akşehir evi satın alınarak işe başlanabilir. Harıl harıl Akşehir’in eski sokaklarında satılık ev aranır. Elde avuçtaki toplanır, yetmeyeni borç alınır. Ve nihayet Makedonya göçmeni bir kereste tüccarı tarafından 1894 yılında yaptırılan şimdiki Akşehir Evi 1991 yılında satın alınır.
İşin en başında Akşehirlilerle evde toplantılar yapılır. Akşehirli ustalarla oturulur konuşulur; unutulanlar hatırlanır, bilinmeyenler öğrenilir. Çoğu usta ya piyasanın çok altında ya da para bile almadan çalışır. Bir türkü yakarcasına “ Akşehir Evi” bütün bir şehrin oluvermiştir. 16 kişinin maddi, manevi özverisine yüzlerce Akşehirlinin müthiş coşkusu eklenmiştir. Hele o hafızalardan hiç çıkmayan 1994 yılının 11 Haziran günü.. İzdihama varan kalabalığın huzurunda 16 genç insan; Akşehir Evi’ni, analarının ak sütü gibi Akşehir’e helal ettiklerini söylerler.
Ev açıldıktan sonra günler, geceler boyu binlerce ziyaretçinin akınına uğrar. Akşehirliler çatı aralarından çıkardıkları eşyaları da mübareke niyetine getirirler. Akşehir Evi, ücret ödemeden girebildikleri, içtikleri çayın kahvenin karşılığında gönüllerinden ne koparsa Nasreddin Hoca’nın doğuran kazanına attıkları bir sivil müze olmuştur.
Ancak sevinç uzun sürmez. Bir yıl arayla 16 gençten ikisi, Ordulu Kani Arslan ve Doğan Sayın trafik canavarına kurban giderler.
     Ancak geride kalanlar, arkadaşlarının anılarını ödül ve burslarla yaşatacak; vefanın İstanbul’da bir semtten ibaret olmadığını herkese göstereceklerdir. Derken Tarihi Türk Evlerini Koruma Derneği’nden sevinçli bir haber gelir. Akşehir Evi “1996 Yılı Ulusal Restorasyon Ödülü” ne layık bulunmuştur. Duygu yüklü yılların ardından akıllara bir soru düşer. Akşehir Evi geleceğe nasıl taşınacaktır? Vakıf çatısında karar kılınır. Akşehir Kültür, Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın senet taslağı hazırlanır.
Kırkbir kurucu mütevelli 22 Mart 1997 günü vakıf senedini imzalayarak AKSEV’in kuruluş sürecini başlatırlar. Artık hedef büyümüş; vakıf senedinde yazıldığı gibi “ Akşehir’in doğal, kültürel ve tarihi değerlerini araştırmak, tanıtmak; bu coğrafyada yaşayanların sevgi ve dostluk içerisinde sağlıklı, mutlu bir yaşam sürmesini sağlamak” olmuştur.
13 Haziran 1998 günü AKSEV’in senedi Resmi Gazetede ilan edilerek kuruluş tamamlanır.10 Ekim 1998 günü büyük bir destekle resmi açılışını yapan Vakfın ilk icraatı 41 üniversite öğrencisine burs vermek olur.
Vakıf kurucu başkanı A.Nuri Köksal yönetiminde ilk yönetim kurulundan bugüne gelindiğinde profesyonel vakıf işletmesinden mülkiyeti vakfa ait tarihi idare binasına, hediyelik eşya büfelerinden her gün iki yüze yakın yoksul insanın sıcak yemek alabildiği aşevine kadar geçen yıllar içinde AKSEV; Akşehir’de bir marka olmayı başarır. Kuruluşundan bugüne burs verilen yüzlerce öğrenci meslek sahibi olurken, ilaçtan yiyeceğe, yakacaktan giyeceğe binlerce insanın derdine derman olunur.